Hamilelik sırasında neden testler yapılır?

Hamilelik sırasında bir dizi laboratuvar testi yapılır. Bu testler, hamileliğin başlangıcından doğuma kadar hamileliğin seyri ve annenin durumu hakkında faydalı bilgiler sağlar. Yapılması gereken testlerden bazıları hamileliğin belirli aşamalarında yapılır. Diğerleri ise hamilelik sırasında ortaya çıkan veya ortaya çıkabilecek sorunlar için gerektiğinde yapılır. Sonuç olarak hamile kadın ve eşinin yaşına, yaşam tarzına, kişisel ve aile öyküsüne göre bu testler istenir.hamilelik testi, hamilelik testi ne demek, hamilelik testi yapımı

Hamilelikte öncelikle hangi test yapılmalıdır?

İlk test hamilelik için yapılır. Döllenme genellikle adet döngüsünün ortasında gerçekleşir. Gebelik testleri döllenmeden yaklaşık 2 hafta sonra tamamlanır ve bir kadının adet döngüsü gecikir. Bu testler ayrıca kanda, şüpheli durumlarda idrarda yapılabilir.

Hamilelik sırasında yapılması gereken rutin testler nelerdir?

Bu testler farklı olmakla birlikte;

  1. Kan grubunun belirlenmesi. Kadın Rh- veya + – Anne Rh + babadan olmalı, Rh + çocukları varsa doğumdan sonra özel bir enjeksiyon yapılmalı ve Rh – maternal gebeliklerde kan uyuşmazlığı için takip yapılmalıdır.
  2. Anemiyi tespit etmek için hemoglobin (kan testi)
  3. İdrarda şeker ve / veya protein (gebeliğin neden olduğu diyabet veya hipertansiyon-preeklampsi tanısı için).
  4. Anne ve çocuğu etkileyebilecek hepatit B, sifiliz ve HIV gibi enfeksiyonları inceleyin.
  5. Kızamıkçık bağışıklığının incelenmesi. Bu testler ilk muayenede yapılabilir.

Hamilelik sırasında bahsedilenlerin dışında hangi özel testler var?

Hamileliğin 11-20. Haftaları arasında özel kan testleri de önerilir. Annenin kanındaki çeşitli kimyasalların seviyeleri, bebekte belirli özel durumların (Down sendromu, spina bifida gibi) belirlenmesine yardımcı olabilir. Tarama yöntemi olarak anne kanındaki farklı hormon ve proteinleri ölçen ve bunları birleştiren çeşitli testler kullanılır. Tarama testlerinin sonuçları, hastalığın kesin bir belirtisini sağlamasa da, soruna ilişkin bir fikir vermektedir. Tarama testlerinde hCG (insan koryonik gonadotropin) ve AFP (alfa-fetoprotein) kullanılıyorsa buna ikili test, estriol eklenirse üçlü test, inhibin A eklenirse dörtlü test denir. 16-19 hafta arasında anneden kan alınarak -14, üçlü veya dörtlü test yapılır.

Hamilelikte kan tahlili dışında başka tahliller var mı?

Kan testlerinin yanı sıra hamilelikte teşhis için kullanılan diğer yöntemler:

Ultrason ekografisi

Yaka bölgesinin kalınlığının ölçülmesi

Amniyosentez, kordosentez

Bu bir koryon villus örneklemesidir.

Bu yöntemleri açıklayalım;

Ultrason ekografisi:

Ultrason, hamileliğin erken teşhisi ile başlayarak, büyüklüğü, canlı olsun ya da olmasın, gebelik boyunca teşhise yardımcı olur. Çoğu kadın, özellikle 18 ila 23 hafta arasında ayrıntılı bir ultrason taraması yaptırır. Bu haftalar, hamilelik sırasında birçok organ ve sistem hakkında fikir edinmek için en uygun haftalardır. Bu muayene ile çocuğun bulunduğu su miktarı, çocuğun başı, omurgası, kalbi, kolları ve bacakları, karnı, mesane ve böbrekleri, anne arasında besin alışverişini sağlayan plasentanın durumu ve konumu ve çocuk belirlenir. bebekteki yapısal anormalliklerin çoğu incelenir ve belirlenir. Bununla birlikte, Down sendromu gibi kromozomal anormallikler ultrason tarafından tanınmayabilir.

Yaka kalınlığı ölçümü:

Bu, 11-14 hafta için önerilen bir Down sendromu tarama testidir. Bebeklerin boyun kalınlığı ultrason taraması kullanılarak ölçülür. Down sendromlu bebeklerde artmış oksipital kemik kalınlığı vardır. Bu kalınlık çok fazlaysa hastaya amniyosentez önerilebilir. Oksipital kemiğin kalınlığının ölçümü, bir çift test ile birlikte teşhis için kullanılır.

Amniyosentez ve kordosentez:

Bu 2 yöntem, bebeğin ultrason ile muayene edilerek göbek kordonundan sudan veya kandan az miktarda sıvı çekilerek gerçekleştirilir. Amniyosentez 15-19 hafta arasında uygulanır. Bir bebeğin genetik testi, bir sıvıda cilt hücrelerinden bebek hücreleri üreterek yapılır. Sonuç 1 ay içinde çıkar, işlemde düşük yapma riski% 0,5-1’dir. Bu yöntem tehlikeli tarama testi sonuçları olan gebeler, yaşlı anneler veya bebeklerinde genetik bozukluk riski bulunanlar için önerilir. Kordosentez 18-22 yaşında. Birkaç hafta uygulanabilir. Düşük yapma riski, amniyosentezden daha yüksektir.

Düşük tansiyon nedir?

Tıbbi olarak hipotansiyon olarak adlandırılan düşük tansiyon, kan basıncı değerleri üst sayı (sistolik) veya 60 mmHg için 90 milimetre civanın (mmHg) altına düştüğünde ortaya çıkan bir durumdur. Daha düşük sayı için (diyastolik), yani 9/6. Bu her zaman bir sorun olduğu anlamına gelmez. Düşük tansiyonu olan kişiler genellikle yüksek ve hatta normal tansiyonu olan insanlardan daha uzun yaşarlar. Bu nedenle düşük tansiyon tercih edilebilir görünebilir. Bununla birlikte, çoğu insanda anormal derecede düşük tansiyon, baş dönmesine ve bayılmaya neden olabilir. Daha ciddi vakalarda, düşük tansiyon yaşamı tehdit edebilir.düşük tansiyon nedenleri, düşük tansiyon belirtisi, düşük tansiyon sebepleri

Bir kişi için düşük tansiyon olarak kabul edilen şey bir başkası için normal olabilir. Sağlık uzmanları, genellikle yalnızca semptomlara neden oluyorsa kan basıncının çok düşük olduğunu düşünür. Kan basıncı, her kalp atışının aktif ve dinlenme aşamalarında arterlerdeki basınç miktarıdır. Buna göre, en yüksek kan basıncı değeri, kalbin atardamarlardan vücudun geri kalanına kan pompaladığında oluşturduğu ve sistolik kan basıncı adı verilen basınç miktarıdır. Yine tansiyon ölçümleri sırasında kalp atışları arasında dinlenirken damarlarda oluşan en düşük basınca diyastolik tansiyon denir. Güncel yönergelere göre normal kan basıncı 120/80 mmHg’den azdır.

Düşük Kan Basıncına Ne Sebep Olur?

Düşük tansiyonun nedeni dehidrasyondan ciddi tıbbi veya cerrahi koşullara kadar değişebilir. Tedavi etmek için, düşük tansiyona neyin sebep olduğunu bulmak önemlidir. Gün içinde kan basıncı vücut pozisyonuna, nefes alma hızına, stres düzeyine, fiziksel duruma, alınan ilaçlara, yenen, içilen yiyeceklere ve günün saatine göre değişir. Kan basıncı genellikle geceleri en düşük seviyededir ve uyanıklık sırasında aniden yükselir.

Hamilelikte düşük tansiyon normaldir. Hamilelikte dolaşım sistemi hızla genişlediğinden kan basıncı düşebilir. Geçici olarak düşük tansiyon seviyeleri genellikle doğumdan sonra hamilelik öncesi seviyelere döner. Düşük tansiyona neden olabilecek bazı kalp rahatsızlıkları arasında aşırı düşük kalp hızı (bradikardi), kalp kapakçık sorunları, kalp krizi ve kalp yetmezliği bulunur.

Endokrin sorunları da düşük tansiyona neden olabilir. Tiroid sorunları, paratiroid bezleri, Addison hastalığı denen adrenal yetmezlik, düşük kan şekeri (hipoglisemi) ve bazı durumlarda diyabet, düşük tansiyona neden olabilir. Vücudunuz aldığından daha fazla su kaybettiğinde halsizlik, baş dönmesi ve susuzluğa bağlı yorgunluk meydana gelebilir. Ateş, kusma, şiddetli ishal, aşırı diüretik kullanımı ve egzersiz dehidrasyona neden olabilir.

Ciddi yaralanma veya iç kanama gibi çok fazla kan kaybı vücudumuzdaki kan miktarını azaltır ve bu nedenle kan basıncında ciddi bir düşüşe neden olur. Ek olarak, vücuttaki herhangi bir enfeksiyon kan dolaşımına girerse, septik şok veya sepsis adı verilen ciddi bir enfeksiyonun neden olduğu kan basıncında yaşamı tehdit edici bir düşüşe neden olabilir.

Şiddetli alerjik reaksiyon, anafilaksi, ciddi ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir vücut reaksiyonudur. Alerjik reaksiyon için yaygın tetikleyiciler arasında yiyecekler, bazı ilaçlar, böcek ilaçları ve lateks bulunur. Anafilaksi solunum problemlerine, kurdeşenlere, kaşıntıya, şişkin bir boğaza ve kan basıncında tehlikeli bir düşüşe neden olabilir.

Düzenli diyetle alınması gereken B-12 vitamini ve folat eksikliği, vücudun yeterli miktarda kırmızı kan hücresi (anemi) üretmesini engelleyerek düşük tansiyona neden olabilir.

Bazı ilaçlar da düşük tansiyona neden olabilir. Bunlar arasında diüretik haplar, alfa blokerler, beta blokerler, Parkinson hastalığı ilaçları, trisiklik antidepresanlar, sildenafil veya tadalafil dahil erektil disfonksiyon ilaçları, özellikle nitrogliserinli kalp ilaçları ile birlikte alındığında.

Çocuklarda Böbrek Nakli Yapımı

Böbrek yetmezliği, çocuklarda gelişimi ve büyümeyi yavaşlatır. Bu nedenlerle böbrek yetmezliğinin tedavisi çok daha önemli hale gelir. Diyalize giren çocukların akranlarından farklı olması çocuk için ek sorunlar da yaratmaktadır. Bu dönemde çocukların eğitimi de sekteye uğrayabilir. Çocuk hastalarda kadavralar ve yaşam seçenekleri değerlendirilerek böbrek nakli mümkün olduğunca erken yapılmalıdır. Pediyatrik hastalarda donör çoğunlukla anne veya babadır.çocuk böbrek nakli, çocuklara böbrek nakli yapımı, böbrek nakli nasıl yapılır

Başarılı böbrek nakli sonuçlarının yetişkinlerde yaygınlaşması ile böbrek nakli kullanımı çocuklarda da yaygınlaşmıştır. Çocuklarda böbrek nakli nedenleri başlıca kanser ve kronik enfeksiyondur. Zihinsel gerilik çocuklarda böbrek naklini engellemez. Nakil sonrası ruh sağlığında da iyileşme olabilir. Böbrek nakli sonrası çocuk gelişimi hızlanır. Küçük çocuğa yapışan böbreğin çocuğun kilosuna uygun olması önemlidir. Yirmi kilogramın üzerindeki bir çocuk yetişkin bir böbreği alabilir. 20 kg’ın altındaki çocuklara yetişkin böbrekler enjekte edilirse bu, çocuğun dolaşım sistemini olumsuz etkiler. Böbreklerin ve diğer organların beslenmesi (perfüzyonu) yetersizdir.

10 kg’dan hafif çocuklar, bedenlerine uygun bebek böbrekleri giymelidir. Aksi takdirde implante edilen böbrekte tromboz gelişir ve devre dışı kalır. Çocuklarda böbrek yetmezliği, yetişkinlerin aksine idrar yolundaki valfler, idrarın mesaneden böbreklere geri akışı, tekrarlayan enfeksiyon ve glomerüler hastalık gibi alt idrar yolu bozuklukları ile ilişkilendirilebilir. Bu nedenle çocuklarda böbrek nakli yapılmadan önce üriner sistemin alt kısmının iyice incelenmesi gerekir.

Ekimden önce sistemi iyileştirmek için işlemler yapılmalıdır. Şiddetli mesane problemi olan çocuklarda, önce idrar yönlendirilmeli ve daha sonra bir böbrek yerleştirilmelidir. Böbrek nakli ekibi bir pediatrik nefrolog içerir. Çocuklara böbrek nakli yapılacak merkezde çocuk diyalizi de mümkün olmalıdır. Bu organizasyona uygun ekipman bulmak gerekiyor. Cerrahi olarak, on kilogramın altındaki çocuklarda böbrek karın boşluğuna, otuz kilogramın üzerindeki çocuklarda ise böbrek ve kasık damarlarına yerleştirilir. On ila otuz kilogramlık çocuklarda, enjekte edilen böbreğin yeri, enjekte edilen böbreğin büyüklüğüne ve alıcının vücudunun yapısına bağlı olarak belirlenir.

Böbrek nakli sonrası çocuklarda düzenli ilaç tedavisi de düşünülmelidir. İlk yardım yapacak anne veya kişiler bu konudan haberdar olmalıdır. Böbrek nakli ilaca müdahale edebilir ve hatta ergenliğe ulaştığında ilaç almayı bırakabilir. Böbrek nakli ekibinin psikoloğu ergenlik döneminde çocuk hasta ile yakın temas halinde olmalıdır. İlaç kullanımını durdurmak, aşıların uyanmasına ve nakil kaybına (böbrek reddi) yol açabileceğinden önem kazanır. Çocuklarda böbrek nakli sonrası aile eğitimi ve yakın takip yapılmalıdır. Ergenlik sorunsuz bir şekilde aşıldığında, ergenlik nispeten daha uyumlu bir şekilde ilerleyebilir.

Böbrek Sağlığı İçin Yapılması Gerekenler

Kan basıncının ayarlanması:

Diyabetli kişilerde sadece yüksek kan şekeri seviyeleri değil, hemen hemen tüm hastalarda mevcut olan yüksek tansiyon (hipertansiyon) böbrek hasarında önemli rol oynar. Dünya yüzeyinde hipertansiyon teşhisi konmuş yaklaşık 1 milyar insan var. Bu sayının 2025 yılına kadar 1,5 milyara çıkması bekleniyor. Bununla birlikte, hipertansiyonu olan kişilerin neredeyse yarısı, yüksek tansiyonu olduğunu bilmiyor. Hipertansiyon, diyabet ve kronik böbrek hastalığı gibi aşırı kilolu veya obez kişilerde daha yaygındır.böbrek sağlığını koruma, böbrek sağlığı nasıl korunur, böbrek sağlığı için yapılması gerekenler

Hipertansiyon, kronik böbrek hastalığına katkıda bulunan bir faktör olabilir veya böbrek hastalığının bir sonucu olarak gelişebilir ve kan basıncı ne kadar yüksek kalırsa, böbrek hastalığı o kadar hızlı ilerler. Kalıcı hipertansiyon ile kronik böbrek hastalığı ortaya çıkabilir. Günümüzde hipertansiyon, diyabeti olan veya olmayan kişilerde kronik böbrek hastalığının gelişimi ve ilerlemesi üzerinde çok önemli bir etkiye sahiptir. Hipertansiyon prevalansı, kronik böbrek hastalığı olan kişilerde genel popülasyona göre daha yüksektir. Kronik böbrek hastalığı muayenesi sırasında tespit edilen mikroalbüminüri, hipertansiyonun habercisi olarak kabul edilir.

Kronik böbrek hastalığı olan hastalarda yüksek tansiyonun kontrol edilmesi zor olabilir. Bu hastalarda özellikle geceleri tansiyon değerlerinde gerekli düşüş gözlenmez. Tüm bu olumsuzluklara rağmen böbrek hastalığının ilerlemesi yavaşlar ve tansiyonu normal olan hastalarda tuz alımının sınırlandırılması, kilo verilmesi, egzersiz yapılması ve uygun ilaçların alınması ile kalp damar hastalığının gelişme hızı azaltılabilir.

Sağlıklı yiyecekler ve normal ağırlık:

Sağlıklı bir diyet, hipertansiyon, kronik böbrek hastalığı ve kardiyovasküler hastalığın ilerlemesini önleyebilir. Sağlıklı beslenmenin kurallarından biri de günlük tuz alımınızı azaltmaktır. Tuz alımını sınırlamak için, masaya tuz koymamak, baharat ve otlar (nane, kekik vb.) İle baharatlamakta fayda var. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre almanız gereken tuz miktarı günde 5 gramdır. rapor yapmak. Ancak ülkemizde günlük ortalama tuz alımı 18 gramdır. Öyle olduğu gösterilmiştir. Diyetinizde taze yiyecekler seçerek ve konserve yiyecekleri (sebze, bakliyat, et, balık gibi) yemeklerden önce sulayarak, tuz alımınızı azaltacaksınız.

Yeterli sıvı alımı:

Geleneksel bilimsel kavramlara göre sağlık için günde 1,5 – 2 litre su tüketmek gerekir. Avustralyalı ve Kanadalı araştırmacılara göre, yeterli sıvı alımı kronik böbrek hastalığına yakalanma riskini azaltıyor. Ancak olası yan etkiler nedeniyle aşırı sıvı alımı önerilmez. Bir kişinin sıvı alımının çeşitli faktörlere (cinsiyet, egzersiz, iklim, sağlık durumu, hamilelik, emzirme vb.) Bağlı olarak değişebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca böbrek taşı olan kişilerin yeni taş oluşumunu önlemek için günde 2-3 litre su içmeleri gerekmektedir.

Böbrek Ağrısına Dair Bilinmesi Gerekenler

Böbrek ağrısı nedir?

Böbrek ağrısı, tıbbi bir sorunun belirtisi olan kişinin böbrek bölgesinin neden olduğu bir rahatsızlıktır. Bu genellikle yanlarda, sırtta veya karında hissedilen hafif ağrıdır. Bununla birlikte, bu bölgelerdeki ağrı her zaman bir böbrek probleminin işareti değildir. Böbrek ağrısı, sıradan sırt ağrısı ile kolaylıkla karıştırılabilir. Sırt ağrısına göre böbrek ağrısının nasıl hissettirdiği ve nerede olduğu konusunda bazı farklılıklar vardır.böbrek ağrısı, böbrek ağrısı nedenleri, böbrek ağrısı niye olurBöbrek ağrısının, bazıları ciddi sağlık sorunlarına işaret eden birkaç olası nedeni vardır. Böbreklerden kaynaklandığına inanılan ağrıyı doktorunuza göstermeniz önerilir.

Böbrek ağrısına ne sebep olur?

Böbrek ağrısının birçok olası nedeni vardır. Bu nedenler arasında dehidratasyon, böbrek enfeksiyonu, böbrek taşları, böbrek kistleri, polikistik böbrek hastalığı, glomerülonefrit, hidronefroz ve aterosklerotik renal arter darlığı bulunur.

Dehidrasyon

Dehidrasyon, böbrek ağrısının olası bir nedenidir. Gün boyunca su eksikliği böbrek ağrısına neden olabilir. Genellikle suyla gönderilebilen atıklar, susuz kalmış kişilerin böbreklerinde birikerek tıkanmalara neden olabilir.

Şiddetli dehidrasyonun belirtileri ve semptomları arasında vücudun aşırı ısınması, dikkat dağınıklığı, kafa karışıklığı, ruh hali değişimleri ve kabızlık yer alır. Dehidrasyon için standart tedavi bol sıvı içmektir. Şiddetli dehidratasyon vakalarında, hastayı rehidrate etmek için intravenöz sıvılar gerekebilir.

Böbrek enfeksiyonu

Bakteriler böbreklere ulaşırsa, böbrek enfeksiyonuna neden olabilirler. Normal koşullar altında bakteriler, özellikle tedavi edilmemiş bir idrar yolu enfeksiyonu ile birlikte idrar yolu yoluyla böbreklere girebilir.

Böbrek enfeksiyonunun en yaygın semptomları mide bulantısı, donuk ağrı, idrar yaparken yanma veya ağrı, idrarda kan veya irin, keskin ağrı, kötü koku veya bulanık idrar, kusma, sırt veya kasık ağrısı, titreme ve ateştir. Bu semptomları olan kişilerin acil tıbbi yardım almaları önerilir.

Çoğu durumda enfeksiyonun türünü belirlemek ve doğru tedaviyi vermek için idrar örneği alınır. Bu enfeksiyonlar genellikle bakteri türüne uygun antibiyotiklerle tedavi edilir. Daha ağır vakalarda, bir kişinin intravenöz antibiyotikler ve sıvılar için hastaneye gitmesi gerekebilir.

Böbrek taşı

Böbrek taşları, zamanla böbreklerde tuzlar ve mineraller birikerek küçük tortular oluşturduğunda ortaya çıkar. Bu taşlar zamanla büyüyebilir. Küçük böbrek taşları genellikle böbreklerden geçer ve idrarla atılır. Bu herhangi bir belirtiye neden olmaz.

Daha büyük böbrek taşları, böbreklerden idrar yolundan mesaneye geçerken rahatsız edici olabilir ve böbreklerde veya idrar yolunda takılabilir. Böbrek taşlarının belirti ve semptomları arasında idrarda kan, idrar yaparken ağrı, kusma, mide bulantısı ve çok keskin sırt veya karın ağrısı bulunur. Normal koşullar altında, küçük böbrek taşı tedavisi, taşı azaltmaya yardımcı olmak için sıvı içme ve reçetesiz ağrı kesiciler almayı içerir. Bununla birlikte, üre taşının çıkarılması sırasında ağrı daha da kötüleşebilir.

Daha büyük böbrek taşları için doktorunuz başka tedaviler önerebilir. Bunlar, şok dalgalarının böbrek taşlarını tahrip ettiği şok dalgası litotripsi, bir doktorun böbrek taşlarını gördüğü ve daha küçük olanları üreteroskopla çıkardığı üreteroskopi ve taşı çözmeye yardımcı olabilecek özel ilaçları içerir.

Böbrek kisti

İyi huylu veya kanserli olmayan kistler genellikle sıvı dolu keseler olarak adlandırılır. Böbrek kistleri böbreklerden birinde veya ikisinde birden ortaya çıkabilir ve genellikle herhangi bir belirti vermez.

Çok büyüyen, yırtılan veya enfekte olan bir kist, bölgede ateş, hassasiyet veya keskin ağrı veya üst karın, yan veya sırtta ağrı gibi belirti ve semptomlara neden olabilir. Küçük kistler genellikle tedavi gerektirmez. Tedavinin gerekli olduğu durumlarda doktorunuz size özel bir tedavi planı geliştirecektir.

Polikistik böbrek hastalığı

Polikistik böbrek hastalığı veya kısaca PKD, bir veya her iki böbrekte birden fazla kistin oluşmasına neden olan genetik bir bozukluktur. Polikistik böbrek hastalığı böbreklerin şeklini değiştirebilir ve böbrek yetmezliği gibi başka sorunlara yol açabilir.

Polikistik böbrek hastalığının belirti ve semptomları arasında böbrek taşları, tek veya çift böbrekte ağrı, idrar yolu enfeksiyonu, idrarda kan ve yüksek tansiyon bulunur.

Polikistik böbrek hastalığının semptomları şunları içerir: Polikistik böbrek kistleri iyi büyüyene kadar hastalığın tespit edilmemesi olasıdır. Polikistik böbrek hastalığı tedavisi genellikle yüksek tansiyonun neden olduğu böbrek hasarını yavaşlatmak için ilaç almayı içerir. Dahası; Sigarayı bırakmak veya azaltmak gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapmak, günde en az 30 dakika fiziksel aktivite içeren egzersiz yapmak, her gece 7-8 saat uyumak, sağlıklı, dengeli beslenmek, aşırı kiloluyken kilo vermek veya sağlıklı kiloyu korumak yardımcı olabilir. durumu tedavi edin. Bu bir seçenektir.

Glomerülonefrit

Glomerülonefrit, böbreklerde iltihaplanmaya neden olabilen ve kanı süzen böbreklerdeki glomerüllere zarar verebilen bir grup hastalıktır. Böbrek hasarı, böbrek veriminin azalması nedeniyle böbrek yetmezliğine neden olabilir.

Glomerülonefrit, akut ve kronik olarak ikiye ayrılır. Akut glomerülonefrit aniden ortaya çıkar ve boğaz ağrısı, idrarda azalma, idrarda kan ve sabah şişkinliği gibi belirti ve semptomlar gösterir.

Kronik glomerülonefrit yavaş gelişir ve bağışıklık sistemindeki değişikliklerden veya bilinmeyen nedenlerden kaynaklanabilir. Kronik glomerülonefritin belirti ve semptomları arasında ayak bileklerinde veya yüzde şişme, idrarda kan, geceleri sık idrara çıkma, idrarda kabarcıklar veya köpük veya yüksek tansiyon yer alabilir.

Akut glomerülonefrit kendiliğinden düzelebilir. Kendiliğinden düzelme olmazsa, doktor kişinin bağışıklık sistemini zayıflatmaya yardımcı olacak ilaçlar önerebilir. Ayrıca böbreklerin normalden daha fazla sıvı tüketmesi önerilebilir.

Kronik glomerülonefrit için tedavi seçenekleri arasında; Diüretik alın, fazla protein, potasyum ve tuzdan kaçının, kalsiyum tabletleri alın ve kan basıncınızı her zaman kontrol altında tutun.

Hidronefroz

Hidronefroz veya böbrek ödemi, idrarın böbreklerde biriktiği bir durumdur. Bu durum genellikle idrar yolundaki bir tıkanıklık idrarın böbreklerden tamamen akmasını engellediğinde ortaya çıkar. Çoğu durumda, hidronefroz genellikle böbrek taşları gibi bir enfeksiyon veya tıkanmanın sonucudur.

Hidronefroz her zaman belirti veya semptomlara neden olmaz; ana semptom sırt veya kasık tarafında ağrıdır. Ek olarak, bu durumun belirti ve semptomları arasında ateş, mesanenin tamamen boşaltılamaması, idrar kaçırma (idrar kaçırma), mide bulantısı ve idrara çıkma artışı sayılabilir.

Çoğu durumda, böbrekleri boşaltmak için önce altta yatan sorun tedavi edilmelidir. Bazı durumlarda, doktorunuzun büyük miktarda idrarı alması gerekebilir.

Aterosklerotik renal arter darlığı

Aterosklerotik renal arter darlığı veya kısaca ASD, yağ birikintilerinin böbreklerdeki kan damarlarını bloke ettiği veya kısıtladığı bir durumdur. Bu durum tedavi edilmezse, vücuttan kan atılmadığı için böbreklerde, beyinde ve kalpte hasar meydana gelebilir. Aterosklerotik renal arter stenozunun tedavisi, bir kişinin kardiyovasküler sisteminin genel sağlığını iyileştiren yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçları içerebilir. Gerekirse ameliyat yapılabilir.

Böbrek kanseri

Böbrek tümörleri erken rahatsızlığa neden olmayabilir. Bununla birlikte, kanser ilerleyen aşamalarda ilerledikçe, yanınızda, sırtınızda veya karnınızda gelmeyen veya gitmeyen veya daha az yoğunlaşan ağrı fark edebilirsiniz. Bu durumda böbrek kanseri için tedavi yöntemleri uygulamak gerekir.

Böbrek hasarı

Futbol,   boks, ata binme veya basketbol gibi aktif temas aktiviteleri, bir kişiyi yaralanma nedeniyle böbrek hasarı riskine sokabilir. Bu durumda rahatsızlık karnın her iki tarafında veya sırtın alt kısmında olabilir. Ağrı, yaralanmanın ciddiyetine bağlı olarak hafif veya çok şiddetli olabilir.