Okul Çocuklarında Kekemelik

Birçok yeni yürümeye başlayan çocuk, 2 ila 5 yaşları arasında kekelemeye başladıklarında belirli heceleri, kelimeleri veya cümleleri tekrarlar. Uzattıklarında veya durdurduklarında, belirli sesler ve heceler için sessiz bir aşamadan geçerler. Kekemelik bir tür konuşma kesintisidir. Çoğu durumda, kekemelik 5 yaşına kadar kendi kendine geçer, ancak bazı durumlarda daha uzun sürer. Kekemeliğin kesin çaresi yoktur, ancak etkili tedaviler mevcuttur ve çocuğunuzun üstesinden gelmesine yardımcı olabilirsiniz.kekemelik nedenleri, kekemelik neden olur, kekemeliğin giderilmesi

Kekemeliğe ne sebep olur?

Uzmanlar, birkaç faktörün kekemeliğe katkıda bulunduğuna inanıyor:

  1. Genetik. Kekeleyenlerin yaklaşık `’ının yakın akrabaları vardır.

 2-Diğer konuşma ve dil sorunları veya gelişimsel gecikmeler.

 3-Beynin dil işlemesindeki farklılıklar: Beynin farklı bölgelerinde dilin işlenmesini kesintiye uğratan durumlar.

 4-Yüksek ve artan aktivite seviyesi.

 5-Hızlı konuşma hızı.

Kekemeliğin erken belirtileri

İlk kekemelik belirtileri, kelime dağarcığının arttığı ve çocukların sözcükleri cümle haline getirmeye başladığı 18-24 aylıkken ortaya çıkar. Ebeveynler için kekemelik can sıkıcı ve sinir bozucu olabilir, ancak çocuklar için sorun değil. Çocuğunuza karşı mümkün olduğunca sabırlı ve anlayışlı olmanız çok önemlidir.

 Bir çocuk haftalarca veya aylarca kekeleyebilir veya kekemelik ara sıra olabilir. 5 yaşından önce kekelemeye başlayan çocukların çoğu, konuşma veya dil terapisi gibi müdahalelere gerek kalmadan normal şekilde konuşmaya başlar.

 Bununla birlikte, çocuğunuzun kekemeliği daha sık hale geliyorsa ve yüz hareketleri eşlik ediyorsa, 3 yaş civarında bir dil uzmanına görünmek en iyisidir.

Okul yıllarında seyri

Çocuk ilkokula başladığında kekemelik genellikle çok düşük bir düzeye iner ve iletişim becerilerini geliştirir. Kekemeye devam eden okul çağındaki çocuklar muhtemelen sorunun farkındadırlar ve bundan utanırlar. Geri çekilebilirler ve hatta sınıf arkadaşları tarafından sıklıkla alay konusu olabilirler. Böyle bir durumda ona destek olun ve okul idaresinden ve öğretmenden destek isteyin. Siz dil terapisine başlayana kadar öğretmen stresli konuşma durumlarını azaltabilir.

Ne zaman yardım almalısınız?

Çocuğunuz 5 yaşındaysa ve aşağıdaki durumlardan bir veya birkaçından muzdaripse veya kekeliyorsa, bir dil terapistine görünmeniz faydalı olabilir;

Tüm kelimelerin ve ifadelerin tekrarı aşırı ve tutarlı hale gelirse,

Ses ve hece daha sık tekrarlanıyorsa,

Sözcüklerin uzamasında artış varsa,

Konuşmakta zorlanıyorsan,

Konuşma ve yüz kaslarında gerginlik veya gerginlik varsa,

Çocuğunuz konuşma gerektiren durumlardan kaçınmaya başlarsa,

Çocuğunuz kekemelik korkusuyla kelimeleri değiştiriyorsa

Çocuğunuzda kekemelik ile birlikte yüz veya vücut hareketleri varsa,

Çocuğunuzun konuşmasıyla ilgili başka endişeleriniz varsa,

Kekemelik 6 ay veya daha uzun süre devam ederse.

Ebeveynler ne yapabilir?

Çocuğunuza yardımcı olmak için aşağıdaki adımları deneyebilirsiniz;

Çocuğunuzdan her zaman doğruyu veya doğruyu söylemesini istemeyin. Sohbeti eğlenceli tutun.

Aile yemeklerini konuşma zamanı olarak kullanın. Radyo veya televizyon gibi dikkat dağıtıcı şeylerden kaçının.

“Yavaşla” veya “derin bir nefes al” gibi düzeltmelerden veya eleştirilerden kaçının.

Çocuğunuz rahatsız olduğunda veya kekemeliği kötüleştiğinde yüksek sesle konuşmayın veya okumayın. Bunun yerine, bu süre zarfında fazla konuşma gerektirmeyen etkinlikleri teşvik edin.

Çocuğu rahatsız etmeyin ve ona baştan başlamasını söyleyin.

Çocuğunuza konuşmadan önce düşünmesini söylemeyin.

Evinizde sakin bir atmosfer yaratın. Aile hayatının hızını yavaşlatmaya çalışın.

Çocuğunuzla veya onun yanında diğer insanlarla konuşurken yavaş ve net konuşun.

Çocuğunuzla doğal göz temasını sürdürün. Ondan rahatsız olduğunu gösterme.

Çocuğunuzun kendi kendine konuşmasına ve düşüncelerini ve cümlelerini bitirmesine izin verin. Çocuğunuzun sorularını veya yorumlarını yanıtlamadan önce duraklayın.

Çocuğunuzla yavaş konuşun. Bu biraz zaman alabilir. Ancak yavaş konuşmak çocuğunuzun akıcılığını artıracaktır.

Reflü Nedir?

Reflü hastalığı, asit, safra ve mukustan oluşan mide salgılarının yemek borusu veya ağza hareketidir. Reflü hastalığı ağızda acı bir tat ve yemek hissi ile kendini gösterir. Öte yandan atipik reflü yemek borusu içinde gelişen ödem sonrası boğazda yumru hissine neden olabilir.reflü nedir, reflü belirtisi, reflü tedavisi

Aynı şekilde tahriş sonrası oluşan kramplara bağlı göğüs ağrısı gibi şikayetlere neden olabilir. Başta göğüs ağrısı olmak üzere kalp hastalığı ile de karıştırılabilir. Ses kısıklığı, kuru öksürük, ağrı veya yutma güçlüğü, hıçkırık gibi şikayetlere de neden olabilir.

Reflü belirtileri nelerdir?

Reflü hastalığı tipik ve atipik semptomlar olmak üzere iki başlık altında incelenebilir. Reflünün en sık görülen tipik belirtileri arasında; midede yanma hissi, ağızda ekşilik, acılık, göğüs ağrısı veya ağza yiyecek kaçması.

Atipik reflü sonuçları sıklıkla kulak burun boğaz hastalıkları ile karıştırılır. Atipik reflünün en sık görülen semptomları sinüzit, kuru öksürük, ağız kokusu, ses kısıklığı veya diş çürümesidir.

Reflü hastalığı göğüs ağrısına neden olduğu için sıklıkla kalp veya göğüs hastalığı ile karıştırılır.

Reflü birçok hastalığa neden olabilir. Örneğin, kronik farenjitin en yaygın nedenlerinden biri reflü hastalığıdır. Aynı şekilde mideden gelen sıvı nefes borusuna yükselir ve akciğerlere karışırsa uzun vadede reflü, akciğer hastalığı veya astıma neden olabilir.

Teşhis yöntemleri

Reflü teşhisi

Reflü tanısı için öncelikle hastanın şikayetleri dikkate alınır. Ancak bazı hastalarda herhangi bir şikayet veya semptom olmayabilir. Genellikle reflünün ilk tanısı gastroskopidir. Gastroskopi sırasında mide kapağında fıtık olup olmadığını ve yemek borusunda hasar olup olmadığını inceleyin. Doktor gerekli görürse mideden doku örneği alınabilir.

Gastroskopiye ek olarak, reflü teşhisi için başka bir yöntem de bir pH metredir. Yemek borusuna giren asit miktarını ölçmek için bir PH metre kullanılır. Ayrıca manometre prosedürü reflü tanısında kullanılan prosedürlerden biridir. Basınç göstergesi prosedürü, yemek borusunda reflüye neden olabilecek başka bir sorunu kontrol etmek için kullanılır.

Tedavi yöntemleri

Reflü nasıl tedavi edilir?

Reflü tedavisi genellikle yaşam tarzı değişiklikleri ile başlar. Örneğin yemeklerden sonra yatmamak, az ve sık yemek, gazlı ve alkollü içeceklerden uzak durmak gerekir. Yine doktorunuzun önerdiği ilaçlar, antasitler ve yemek borusu ve midenin normal işleyişini sağlayacak ilaçları kullanmak gerekir.

reflü ameliyatı

Reflü, mide fıtığı gibi yaşam tarzı değişikliklerinden veya reflü ilacı ile düzeltilemeyen anatomik bir sorundan kaynaklanıyorsa cerrahi düşünülebilir. Yine genç hastalarda uzun süreli tedaviden sonra sonuç alınamıyorsa veya ömür boyu tedaviye ihtiyaç duyuyorsa reflü ameliyatı düşünülebilir.

Reflüye ne iyi gelir?

Reflüye iyi gelen şeylerden biri de uzun süre oruç tutmamaktır. Yemekler iyi çiğnenmeli, ölçülü ve sık sık tüketilmelidir. Sıvı yemekle birlikte değil, yemekten yarım saat önce veya sonra alınmalıdır. Son öğününüzü yatmadan en az iki saat önce kesmeniz ve tok karnına uyumamanız çok önemlidir. Yatmadan önce yediğiniz yiyecekler mide basıncını artırabileceğinden reflü şikayetiniz önemli ölçüde artacaktır.

Reflü diyeti nasıl olmalıdır?

Reflü, mide kapağının düzgün çalışmaması sonucu mide asidi yemek borusuna girdiğinde meydana gelir. Reflü hastalığı yeme alışkanlıklarınızı değiştirerek kontrol altına alınabilir. Reflü hastalığı olan kişiler belirli gıdalardan kaçınmalıdır.

Reflü hastalığı olan kişiler;

  • baharatlı yemek,
  • Alkol,
  • Kahve,
  • Karbonatlı içecekler,
  • yağlı yiyecek,
  • Çikolata,
  • Soğan sarımsak,
  • Turşu gibi reflüye neden olan gıdalardan uzak durulması önerilir.

Periyodik İzleme Sağlığımıza Büyük Katkı Sağlar

Sağlığımız en değerli varlığımızdır. Ancak çoğu durumda sağlığımıza, hastalandıktan sonra sahip olduğumuz zamandan daha çok değer veririz. Bu aşamada düzenli kontroller, hastalıkların en erken tedavi edilebilir evrelerde tespit edilmesinde veya mümkünse ortaya çıkmasının önlenmesinde rol oynar ve hastalıklarla mücadelenin en kolay yolunu sunar. Yaş, cinsiyet ve genel sağlık durumuna göre şekillenen düzenli sağlık kontrolleri, kronik hastalıkları olan kişiler kadar şikayeti olmayan kişiler için de büyük önem taşıyor. İnsan sağlığını etkileyen genetik ve çevresel risk faktörlerini inceleyerek anketlerin çeşitliliğini ve derinliğini belirlemek mümkündür.periyodik sağlık kontrolü, sağlık kontrolünün faydaları, periyodik sağlık kontrolü faydası nedir

Her yaş grubu için ayrı kontroller

Periyodik kontroller için şikayeti olmayan kişiler, kadın ve erkek için ortak paydada farklı anketler yapmalıdır. Ayrıca, riskler geliştikçe on farklı yaş grubuna farklı gösterge tabloları uygulanmalıdır.

Tüm periyodik kontroller için ayrıntılı bir fizik muayene zorunludur. Yaş grupları aşağıdaki gibidir:

– 15-20 yaş grubunda çekirdek aşılar sorgulanmalı, karaciğer fonksiyonu, böbrek fonksiyonu, kan şekeri, tam kan sayımı ve idrar tahlili kontrol edilmelidir.

– Yetişkinlikte, 20 ila 40 yaşları arasında, birincil görüntüleme teknikleri olarak kan testleri, karaciğer ve böbrek fonksiyonları, idrar tahlili, karın ultrasonu ve göğüs röntgeni de gereklidir. Fizik muayene sonucunda gerekli görülürse ek görüntüleme ve kan tetkikleri yapılmalıdır.

– 40 yaşından sonra artan sağlık riski nedeniyle, kardiyovasküler risklerin belirlenmesi ve düzeltilmesi için cinsiyete dayalı muayeneler, meme/prostat muayeneleri, sindirim sistemi taramaları ve takviyeleri yapılmaktadır. Kemik yoğunluğu ölçümleri de yaşlılıkta eklenir.

– 65 yaş üstü hastalarda daha detaylı muayene ve tetkikler gerekmektedir.

Sık kontroller riskleri azaltır

Ek kronik hastalıkların varlığında takip süresi kısaltılabilir. Ayrıca her şey yolunda olsa bile sık sık değerlendirme yapmak olası riskleri azaltır. Hiçbir genel muayene tüm hastalıkların tespitini garanti edemez, ancak periyodik muayeneler riskleri değerlendirebilir ve buna bağlı olarak yaşam tarzı değişiklikleri yoluyla riskleri azaltabilir. Sigara içmek, düzenli içki içmek, hareketsiz yaşam tarzı ve obezite gibi kaçınabileceğimiz risk faktörlerini yönetmek hem kısa hem de uzun vadede sağlığımıza da büyük katkı sağlıyor.

Periyodik izleme sayesinde tanı ve tedavi daha doğru hale gelir

Temel, basit ve nispeten ucuz yöntemlerle kazandığımız bilgiler, uzun vadede hasta için karmaşık, karmaşık, maliyetli ve potansiyel olarak riskli yöntemlerden kaçınmamızı sağlayabilir. Diğer yandan hasta ve doktor arasındaki iletişimi de güçlendirir. Hastaların verilerini güvenilir doktorlarıyla paylaşması daha kolaydır ve doktorlar hastalarındaki değişiklikleri daha hızlı fark edebilir. Doktorun tanıdığı hastaya vereceği tavsiye ve tedaviye uyulması daha olasıdır. Bu, kararların daha doğru görünmesini sağlar. Ayrıca periyodik izleme, tıbbi kayıtların sürekliliğini sağlar. Gözlenen hastalarda hemen tespit edilen durum kendi içinde çok önemli olmayabilir ancak aynı değişim süreçte büyük önem taşıyabilir. Kronik hastalığı olan kişilerin periyodik olarak gözlemlenmesi, hastalıkların alevlenmesini engeller. Periyodik kontroller, eksiklikleri hızlı bir şekilde belirlemenize ve uygun çözümleri bulmanıza olanak tanır.