2 Yaş Sendromu Nedir ve Nasıl Atlatırlır?

Her annenin özellikle bebeği iki yaşını doldurduktan sonra aklına sık sık takılan çocuğum bencil mi, onu bu denli bencil olmaya iten ne, bu durumu nasıl değiştirebilirim gibi soruların tümünün cevabı 2 yaş sendromu süreci öğrenildiği takdirde rahatlıkla verilebilir. Bebekler doğduğu günden itibaren oldukça bencil varlıklardır, buradaki bencillik kötü manada değildir, hayatta kalabilmek ve sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişebilmek için bu manada bencilliğe ihtiyaç duyarlar. Örneğin bir bebek için acıktığı zaman tüm dünya onun için açlıktan ibarettir, sadece bu duyusunu hisseder ve diğerlerini anlama yetisi yoktur. Yani o sırada annesi mama hazırlıyor olsa, ya da onu emzirmek için hazırlanıyor olsa da onun için fark etmeyecektir, mamasını yemeye ya da emmeye başlayıncaya kadar ağlamaya devam edecektir. Bebek zaten 2 yaşına kadar kendisinin farklı bir varlık olduğunu dahi anlamaz, onun için annesi veya annesi yerine etkileşim kurduğu kişi onunla tek bir varlıktır ve kendisini o olmadan rahat hissedemez. 2 yaşından itibaren ise bebek artık kendisinin de annesinden ve çevresindeki dünyadan farklı bir birey olduğunu fark etmeye, bu durumu idrak etmeye başlar. İşte bu aşamadan sonra hem kendisine hem de dış dünyaya bunu ispatlama görevini üstlenir.2 yaş sendromu nedir, çocuklarda 2 yaş sendromu, 2 yaş sendromu neden görülür

2 Yaş Sendromu ile Nasıl Başa Çıkılır?

Çocuk için bu durum adeta bir var olma çabasıdır, ben de varım demesidir. Bunun sonucu olarak, bu dönemdeki gelişimi sağlıklı ve normal ilerleyen bebeğin en popüler sözcüğünün “benim” olmasına şaşırmamak gerekir. Bebeğin gelişim aşamaları tam olarak bilinip özümsenmediğinden birçok anne baba tarafından bu kelime ardından hırçınlık ve ağlama nöbetinin habercisi olduğu için sevilmez. Aslında çocuk normaldir, fakat ne yazık ki anne ve babanın bilinçsizlikten ona olan tutumları yanlıştır. Bu tutumlar sonucunda bebek ağlama krizlerine girer, çünkü o kendini ispat etmeye çalışırken hayatında ona en yakın olan insanlar tarafından buna karşı çıkılmaktadır. Tüm bu nedenlerden ötürü, 2 yaş sendromu ile başa çıkma yolları arasında öncelikle çocuğun bu son derece güçlü olarak hissettiği kendini kabul ettirme gereksiniminin anlaşılması ve buna ket vurulmaması gerektiği gelir.

ANNELERİN ÖNEMİ

Cennet annelerin ayaklarının altındadır sözünü bilmeyenimiz yoktur. Bu söz oldukça doğrudur. Çünkü anneler, doğduğumuz andan beri bizimle ilgilenirler ve bizleri gözlerinden sakınırlar. Hal böyle olunca da bu söz oldukça doğru bir hal alıyor. Annelerimizin değerini bilmeliyiz. Çocuklar anneleriyle ne kadar çok vakit geçirirse o kadar hayatı öğrenir. Çünkü annelere Allah tarafından verilen bir annelik iç güdüsü endeks edilmiştir. Hal böyle olunca da çocuk ve anne arasında gözle görülemez ancak sadece kalplerin görebileceği bir bağ oluşur. Anne ve çocuk arasında oluşan bu bağ çocuğun doğduğu andan ölümüne kadar süregelen bir süreç olarak değerlendirilebilir. Elbette günümüzde annelik unvanını taşımayı hak etmeyen bazı varlıklar da vardır. Bu kadınlar genellikle bebeklerini zengin bir ailenin kapısının önüne ya da bir cami avlusuna bırakan tiplerdir. Bu ve buna benzer durumları yaşayan kadınlar için ilk başta söylemiş olduğumuz ‘Cennet annelerin ayaklarının altındadır’ sözünü hak etmeyen varlıklardır.annelerin önemi, anneliğin önemi, annelik

Anneler ve çocukların arasında çocuk ergenliğe erene kadar ve hatta ergenlikten olgunluk dönemine gelene kadar anne ve çocuk arasındaki o güçlü bağın kopmaması çocuk gelişimi konusunda oldukça büyük bir etken olarak görülebilir. Bu bağı yalnızca anne ve çocuk bilir. Sonuç olarak çocuk annenin vücudunun bir parçasıdır. Anne bebeğini dokuz ay karnında taşıdığı zamanlardan dolayı bebek doğumu gerçekleştikten hemen sonra aralarında gözle görülmez ancak sadece gönül bağı vardır. Yazımızı kısaca özet yaparsak, Annelerimizin değerini bilmeliyiz. Küçükler anneleriyle ne kadar aşırı zaman geçirirse o kadar hayatı öğrenir. Nedeniyse annelere Allah nedeni ile verilen bir annelik iç güdüsü endeks edilmiştir. Durum öyle olunca da çocuk ve anne arasında gözle görülemez lakin yalnızca kalplerin görebileceği bir bağ oluşur. Anne ve çocuk içinde oluşan bu bağ çocuğun doğduğu andan ölümüne kadar süregelen bir süreç olarak değerlendirilebilir. Elbette bu zamanlarda annelik unvanını taşımayı hak etmeyen bazı varlıklar da bulunmaktadır. Bu kadınlar genel olarak bebeklerini zengin bir ailenin kapısının önüne ya da bir cami avlusuna bırakan vicdansız varlıklardır.