Suyun Faydaları Nelerdir?

Özellikle insan vücudunun p’i sudur. Bu rakamlar bile suyun insan yaşamı için ne kadar önemli olduğunu söylemeye yetiyor. Canlılar yapısal özelliklere sahip olmanın yanı sıra yaşamlarının devamını sağlayan besinleri, solunumu vb. özümserler. Ayrıca diğer hayati fonksiyonların sağlıklı çalışmasını sağlar.suyun faydası, su nelere faydalıdır, su nelere iyi gelirsu ve estetik

Suyun biyolojik ve kimyasal faydalarının yanında güzelliğe katkısı ve estetik faydaları da başka bir başlık altında değerlendirilmelidir. Doğal yaşamın getirdiği doğal güzelliği elde etmek için harcanan kaynaklar düşünüldüğünde, estetik ve kozmetik sektöründeki yenilik ve çeşitlilik, suyun bu anlamdaki faydalarının önemini daha iyi anlamamızı sağlamaktadır.

Su cildi güzelleştirir mi?

Öncelikle tam tersi soruyu sormak gerekir: “Yetersiz su alımı cilt için ne kadar zararlıdır?”

Ne yazık ki pek çok cilt problemi ve estetik deformasyonlar yetersiz veya yanlış su alımından kaynaklanmaktadır. Vücut yeterince su almazsa cilt diğer organlara göre daha fazla etkilenir. Su cildin kurumasını önler

daha pürüzsüz

Daha yumuşak

Daha esnek

Kırışıklıklardan kurtulmaya yardımcı olur.

Neden su? dersek:

Su vücudun yapı taşıdır.

Su vücut ısısını düzenler, vücudun dengeli yaşamasını sağlar, yağ ve ter bezlerinin normal işlevlerini yerine getirmesine yardımcı olur.

Her şeyden önce su, sindirim mekanizmasının ve ardından solunumun, yiyecekleri sağlıklı bir şekilde işlev görebilmeleri için enerjiye dönüştürmesini sağlar.

Su, vücuda faydalı maddelerin vücudun en uzak bölgelerine taşınmasını sağladığı gibi, zararlı maddelerin ve atıkların bu yerlerden tahliyesi ile taşınmasını sağlar.

Vücudun filtreleri olan böbreklerin görevlerini yerine getirebilmeleri toksinlerin atılmasını sağlar.

Zararlı bir virüs, bakteri vb. vücutta mikroskobik organizmaların varlığını engeller.

Çeşitli hastalıklara karşı korunmaya yardımcı olur; Yeterli su alımı ile soğuk algınlığı, kabızlık, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşı, mesane kanseri gibi hastalıkların görülme sıklığı çok düşüktür.

Kilo dengesini korumaya ve kilo vermeye yardımcı olur. Yeterli su alımı egzersiz sırasında daha fazla enerji sağlar, yakılan kaloriyi artırır ve yağ depolanmasını azaltır.

Yetersiz Alınan Uykunun Beyne Etkisi Nasıldır?

Herkesin hayatının bir döneminde karşılaştığı uyku sorunu çok ciddi sorunlara yol açabilir. Yorucu ve stresli bir günün sonunda, kalitesiz ve yetersiz uykudan kaynaklanan fiziksel ve zihinsel sorunlar ortaya çıkmaya başlar. Dünya Sağlık Örgütü sağlıklı bir yetişkinin fiziksel, zihinsel ve duygusal sağlığını korumak için gece 7 ila 8 saat uyuması gerektiğini açıkladı. Ancak çeşitli nedenlerle uykuya dalmak zor olabilir veya kısa bir süre uykuya daldıktan sonra sabaha kadar uyanıp uyuyabilirsiniz. Beyin ve ruh sağlığı için çok önemli olan uyku, gün içinde tükenen enerjinin yeniden toplanmasında ve kendi kendini iyileştirmesinde de büyük rol oynar. Beyin sağlığının yanı sıra birçok yönü de olumsuz etkileyen uykusuzluk, sandığınızdan çok daha önemli bir sorun.yetersiz uyku, yetersiz uykunun etkileri, yetersiz uyku ve beyne etkisi

Yetersiz uykunun vücuda zararları;

Obezite riskini artırır… Gece 6 saatten az uyuyanlar iştah artışı ve yüksek kalorili yiyeceklere ihtiyaç duyabilirler. Uykusuzluk vücudumuzdaki hormonlarda da değişikliklere neden olur. Ghrelin ve leptin düzeylerinde farklılıklara neden olan uyku yoksunluğu iştahı tetikler ve obeziteye katkıda bulunur.

Beyin kanamasına ve felce neden olabilir… Belki de şimdiye kadar bu kadar ciddi sonuçları olabileceğini düşünmemiştiniz; Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan araştırmalar beyin kanaması ve felç olasılığına neden olduğunu kanıtlamıştır. Ortalama altı saatten az uyuyanlar, zamanla bu tür hayati tehlike oluşturan sorunlarla karşılaşabilirler.

Hafıza kaybı ve bilinç kaybı… Kalitesiz ve az uyku daha unutkan olmanıza neden olur. Uzun süredir uykusuzluk çekenlerdenseniz; kaçınılmaz olarak öğrenme, anlama ve bilinç problemleriniz olacaktır. Uykusuzluk kalıcı beyin hasarına yol açtığı için ciddiye alınması gereken bir sağlık sorunudur.

Diyabete Neden Olabilir… Tip 2 diyabet riskini artıran kalitesiz ve az uyku, insanları insüline karşı daha az duyarlı hale getiriyor. Araştırmalar, gecede altı saatten fazla kaliteli uyuyanların diyabet geliştirme riskini en aza indirdiğini gösteriyor.

Kalp hastalığına neden olur… Vücudumuz yeterince uyumadığında daha yoğun kimyasallar ve hormonlar salgılar. Düzenli uyuyanlar ile karşılaştırıldığında, yeterince uyumayanlar %48 daha fazla risk altındadır. daha az uyu; Ayrıca kan damarlarının tıkanması, yüksek tansiyon ve kalp yetmezliği gibi sağlık sorunları yaşayabilirler.

Bağışıklığı düşürür… Uyumakta güçlük çeken insanlara bakarsanız, onların grip ve soğuk algınlığına yakalanma olasılıklarının daha yüksek olduğunu görebilirsiniz. Bunun nedeni uyku yoksunluğunun bağışıklık sistemini olumsuz etkilemesidir. Yeterince uyumadığınız zaman vücudunuz dinlenemez ve kendini yenileyemez.

Kanser Oluşumunu Tetikler… Amerikan Kanser Derneği’nin Yaptığı Araştırmada; Geceleri altı saatten az uyuyan 1.240 kişide kötü huylu bağırsak polipleri bulundu. Aynı zamanda günde gerekli sayıda saatten daha az uyuyan kişilerde kolon kanseri veya meme kanserinin ortaya çıkması, iki durumun birbirini tetiklediğini gösterir.

Depresyon ve strese neden olabilir… Beyin için çok etkili olan kalitesiz ve yetersiz uyku, birkaç günden fazla sürerse depresyona ve strese neden olabilir. Uykusuzluk çeken kişilerin ruh hallerinin sıklıkla değiştiği gözlemlenmiştir.

Kaliteli uyku için nelere dikkat edilmelidir?

Gündüz spor yapmalıdır.

Kısa ve aralıklı uykulardan kaçınmalıyız.

Protein yatmadan 1,2 saat önce tüketilmelidir.

Yatak odasındaki serinliğe dikkat edin.

Gün içinde stresli ve stresli ortamlardan kaçınılmalıdır.

Bu uyku düzeninizi etkilememeli ve her gece aynı saatte uyumaya çalışmalısınız.

Yatmadan önce zihinsel aktivitenizi ve onu meşgul eden sorunları unutmaya çalışmalısınız.

Kitap okumak, ılık bir duş almak veya rahatlamak için meditasyon yapmak gibi alternatifleri değerlendirerek yatabilirsiniz.

Yatak odasında cep telefonu, televizyon gibi mavi ışık kaynaklarını kullanmamaya özen göstermelisiniz.

Çarşaf, nevresim, yastık gibi detayların rahatınız için uygun olduğundan emin olun.

Tenisçi ve Golfçülerde Görülen Dirsek Hastalığı Nedenleri

Her ne kadar tenis ve golfçü hastalığı denilse de bunun sporcu hastalığı olduğunu düşünmemelisiniz. Bunun kolların, dirseklerin ve omuzların yanlış kullanımı veya aşırı eforundan kaynaklanan bir sağlık sorunu olduğunun farkında olmalısınız. Tenis ve golfçülerin ortopedik hastalığı, tekrarlayan el hareketlerinden kaynaklanır. Dirseğin dış kısmındaki yumru çevresinde hissedilen şiddetli ağrıya tenisçi dirseği, dirseğin iç kısmında meydana gelen aynı probleme ise golfçü dirseği hastalığı denir.tenisçi dirseği hastalığı, golfçü dirseği hastalığı, tenisçi hastalığı nedir

tenisçi dirseği hastalığı; Bu, tenis dışında sık sık yapılan çizim, tornavida, yakalama ve çekiç kullanma gibi aktiviteler sonucunda ortaya çıkar. Dirseğin iç veya dış kısmındaki ağrı aşağıya doğru uzanıyorsa, yerinde kalmaya çalışırken doktorunuza danışmanızı öneririz.

Dirsek Yaralanmalarının Bazı Nedenleri;

Tenis ya da golf… Tenis ya da golf gibi hareketli kolları olan sporlar yapıyorsanız, zamanla dirsek sorunları kaçınılmaz olarak gelişecektir. Sağlık problemlerini en aza indirmek için rahatça tutabileceğiniz tenis raketlerini tercih etmelisiniz. Spor yaparken olası yaralanmaları önlemek için tenis ayakkabısı kullanmanızı öneririz.

Fazla kiloluluk… Fazla kiloluysanız, vücudunuzda olması gerekenden daha fazla yağ vardır. Vücuttaki yağ dokusu inflamasyonu ve enfeksiyonu hızlandıran bir faktör olduğu için birçok ajanı serbest bırakır.

Yaşlılık… Yaşlanma faktörüne bağlı olarak hücre ve dokuların kendini yenileme hızı azalır. İnsanlar yaşlandıkça doku onarım süresi artar. Yaşlılık ayrıca yeni engeller geliştirme riskini de artırır.

Kadın fizyolojisi… Kadın fizyolojisi erkek fizyolojisinden farklıdır. Bu nedenle kadınlarda eklem iltihabı riski daha fazladır. Erkeklerin aksine, kadınların daha geniş hareket açıklığı dirsek yaralanması riskini de artırır.

Sigara içmek… Kandaki oksijenin yanı sıra karbon monoksit ve karbondioksitte artışa neden olan sigara, dokuları yıpratır. Ayrıca sigara, oksijen miktarını azaltarak doku onarım süresini uzatır.

Çalışma temposu… İşiniz ağırlık kaldırmayı içeriyorsa veya kavrama, yerleştirme, paketleme, vücut geliştirme, dirsek sorunları zamanla gelişecektir.

Tenisçi dirseği ile golfçü dirseği arasındaki fark nedir?

Bu iki hastalığın altında yatan problemler aynı olsa da; Tenisçi dirseği, kolun dışındaki problemdir ve golfçü dirseği, kolun iç kısmındadır. Her iki problemin de şiddetli ve benzer ağrıları vardır.

Tıbbi terimlerle ifade edilen lateral (dış) ve medial (iç) kısımlar ağrının oluştuğu bölgeyi ifade eder. Tenisçi ve golfçü dirseği ağrısı; Sinir liflerinin ve yumuşak dokuların iltihaplanması ile kronik hasar oluşur.

Spor yaparken dinlenmek için zamanın olmaması, katı kurallara uyulmaması, uygun olmayan zeminlerde spor yapılması tenis ve golfçü hastalığına neden olan faktörlerden bazılarıdır. Özellikle çocuklar için yaşa bağlı olarak uygun koşullarda antrenman yapmak çok önemlidir.

Tüm bu faktörlerin yanı sıra yaptığınız sporda yanlış antrenman yapıyorsanız; Antrenman programı antrenman süresi, antrenman yoğunluğu ve antrenman sıklığı gibi koşullar dikkate alınarak hazırlanmalıdır.

Sporun yanı sıra günlük hayatta ütü yapmak, çamaşır yıkamak, bulaşık yıkamak ve badana yıkamak gibi aktiviteler tenis ve golfçülerde hastalığa neden olmaktadır. Bu hareketler sırasında yanlış el pozisyonu ve gerginlik olası yaralanmalara neden olabilir. Uzun süre dirseğinizin önünde veya arkasında şiddetli veya şiddetli ağrı hissederseniz, bunun tıbbi müdahale gerektirebileceğini unutmayın.

Sebze Temelli Beslenmenin Faydaları Nelerdir?

Her geçen gün daha fazla insan sağlıklı beslenmenin önemini anlıyor. Vejetaryenlik, veganizm ve esneklik olarak adlandırılan sebze bazlı diyetlerin bilimsel olarak kanıtlanmış ve değerlendirilmiş daha birçok faydası vardır. Uzmanlar tarafından da onaylanan kırmızı et miktarını azaltmak inanılmaz sonuçlar doğuruyor. Düzenli bir diyet veya diyet ile sebze ve bitki bazlı diyetler birçok sağlık sorununu önleyebilir. En sağlıklı yaşam biçimi olarak kabul edilen sebze diyetini uygulayanların bir kısmı hayvan sever, bir kısmı da çevrecidir. Bir diyet değil, düzenli bir diyet olan sebze bazlı yiyecekler; Sadece kolay kilo kontrolü sağlamadığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır, aynı zamanda sağlık için de son derece önemlidir.sebze temelli beslenme, sadece sebze ile beslenme, sebze ağırlıklı beslenme

Bitki bazlı beslenmenin bilimsel faydaları;

Kolay kilo vermeyi sağlar… Yapılan araştırmalar, diyetlerinde eti tercih eden kişilerin obezite riskinin daha yüksek olduğunu göstermiştir. Et diyeti yerine bitkisel ve bitkisel besinlere öncelik verilmelidir. Vücudumuzun hücrelerine daha iyi beslenme sağlayan sebze bazlı bir diyet, insan sağlığı sonuçlarında çarpıcı bir iyileşmeye neden olur.

Daha Uzun Yaşamanızı Sağlar… Sebze diyetini tüm faydaları için incelerseniz kalpten tansiyona kadar birçok sağlık sorununu önlediğini, daha uzun ve sağlıklı yaşamanızı sağladığını göreceksiniz. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmada, daha çok sebze tüketen kişilerde ölüm riskinin % oranında azaldığı sonucuna varılmıştır.

Bu da tip 2 diyabet oluşumunu engelliyor… Vücutta biriken yağ dokusunun onu insüline dirençli hale getirdiği söyleniyor. Özellikle tip 2 diyabetli kişilerin tutarlı bir diyet yaptıklarını duymuş olmalısınız. Tercih edilen diyet, yağ oluşumunu mümkün olduğunca engellemektir. Bitkisel bazlı bir diyetin tip 2 diyabeti 4 oranında azalttığı bulunmuştur. Ayrıca hayvansal ürünlerde doymuş yağın daha fazla olması, bitkisel ağırlıklı beslenmenin kolesterol oluşumunu da engellediğini göstermektedir.

Kalp sağlığını korumada etkilidir… Doymuş yağ oranı yüksek hayvansal gıdaların kalp hastalığına neden olduğu bilinmektedir. Hayatınızdan kırmızı eti azaltmanın veya çıkarmanın kalp sağlığınız için çok önemli olduğunu bilmelisiniz. Bitkisel beslenmeyi hayatınıza dahil etmenin kardiyovasküler hastalık gelişimini  ve buna bağlı ölüm riskini 1 oranında azalttığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Tansiyonu düşürmeye yardımcı olur… Sebze diyetindeki bazı sebzelerin tansiyonu düşürdüğü bilinmektedir. Öte yandan düşük tansiyon, uzun vadede hipertansiyon gibi sorunların oluşmasını engeller. Hipertansiyon ile birlikte kalp hastalığı, felç, tip 2 diyabet gibi birçok hastalığı da önler.

Kanser Riskini En Aza İndirir… İçerdiği fitokimyasallar, lifler, vitaminler ve mineraller sayesinde kansere karşı koruyucu besin sağlayan en etkili diyet; Diyelim ki sebze, meyve, tahıl, baklagiller ve yağlı tohumlar yiyorsunuz. Amerikan Kanser Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, sebze bazlı bir diyetin kanser riskini en aza indirdiğini buldu.

Kolesterol oluşumunu engeller… Doymuş yağ oranıyla ilişkili kolesterol oluşumunu önlemek için sebze ve bitki yemek gerekir. Kırmızı et ve hayvansal ürünleri tüketmeyen bitkisel bazlı bir diyet de doymamış yağ alımını dolaylı olarak azaltır. Hayvansal ürünlerde bol miktarda bulunan doymuş yağdan uzak durmak, kolesterol sorunlarından korunmanıza yardımcı olur.

Beyin gücünü artırır… Zihinsel sağlığa olumlu faydaları olduğu gösterilen birçok sebze vardır. Bitkisel bazlı bir diyetin, daha sonra ortaya çıkabilecek Alzheimer’ın başlangıcını yavaşlattığı da gösterilmiştir. Ayrıca bitki ağırlıklı beslenerek demans riskini önleyebileceğinizi de vurgulamak isteriz.

Antinutrient Ne Demek?

Vücudumuzun işlevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi için gerekli olan temel besinlerin emilimini engelleyen doğal ve sentetik bileşiklere antinutrientler denir. Bu, özellikle diyet yapan ve yetersiz beslenen kişiler için bir sorun olabilir.

Koşullara bağlı olarak değişebilen antinutrientler her zaman kötü bir tepkiye neden olmaz. Fitatlar ve tanenler gibi antinutrientler de faydalı etkilere sahip olabilir. Ancak bazı gıdaların antinutrient içeriği bir şekilde azaltılabilir ve etkileri en aza indirilebilir.antinutrient ne demek, antinutrient nedir, antinutrient miktarıEn ünlü antinütrientler fitat, tanenler, lektinler, proteaz inhibitörleri ve kalsiyum oksalatlardır. Her grup farklı yiyeceklerde sunulur. Demleme, filizlendirme, fermente etme ve kaynatma gibi teknikler, gıdaların antinutrient içeriğini azaltmak için kullanılabilir.

Hangi gıdalar antinutrient içerir?

Fitik Asit (Fitatlar): Tohumlarda, tahıllarda ve baklagillerde yaygın olarak bulunan fitat antinutrientleri, mineral emiliminde azalmaya neden olur. Emilimden etkilenen mineraller arasında demir, çinko, magnezyum ve kalsiyum bulunur.

Tanenler: Çeşitli gıdaların sindirimine müdahale ettiği söylenen tanenler, antioksidan polifenoller olarak sınıflandırılan gıdalarda yaygın olarak bulunur. Polifenol içeren ürünlere örnekler; Siyah zeytin, karanfil, bitter çikolata, fındık, enginar, badem, kuru erik, ıspanak, elma, brokoli, patates, ceviz ve Seylan tarçını gibi daha birçok gıda verilebilir.

Lektinler: Bazı lektinler daha zararlı olsa da, besin emilimini doğrudan etkileyebilirler. Lektinler, özellikle tohumlarda bulunanlar, tüm gıda bitkilerinde, baklagillerde ve tahıllarda bulunur.

Proteaz inhibitörleri: Bitkilerde, özellikle tohumlarda, tahıllarda ve baklagillerde yaygın olan proteaz inhibitörleri, sindirim enzimlerini inhibe eder ve protein sindirimine müdahale eder.

Kalsiyum oksalat: Oksalatla ilişkili kalsiyumun zayıf bir şekilde emildiğine dikkat edilmelidir. Ayrıca ıspanak gibi birçok sebzede bulunan kalsiyumun ana formunun bu olduğunu da belirtmeliyiz. Oksalat içeriği yüksek gıdalar; ceviz, fındık, ıspanak, pırasa, çilek ve çay bunlara örnektir.

Gıdalardaki antinutrient miktarını nasıl azaltabilirsiniz?

Islatma Yöntemi… Fasulye gibi bazı baklagillerin besin değerlerini arttırmak için bir gece önceden ıslatılması gerekir. Gıdaların kabuğunda yaygın olarak bulunan antinutrientler, suda çözünür özellikleri ile bilinir. Islatılmış gıdalarda fitat, lektin, tanen, kalsiyum oksalat ve proteaz inhibitörlerinin miktarının azaldığı gözlemlendi. Fasulye, soya fasulyesi ve fasulye gibi sebzeler için kullanılan demleme yöntemi, proteaz inhibitörlerini azaltmak için oldukça başarılı bir yöntemdir.

Çimlendirme yöntemi… Birkaç kez süren çimlendirme yönteminin uygulanması oldukça basittir. Doğal bir süreç olan filizlendirme yöntemine de filizleme denir. Bu yöntem, antinütrientlerini azaltarak tahıl, baklagiller ve tohumlar gibi besinlerin kullanılabilirliğini arttırır. Çeşitli baklagillere ve tahıllara uygulanan çimlenme işlemi, gıdalardaki fitat içeriğini 7-87 oranında azaltmak için yapılan çalışmalarda gözlemlenmiştir.

Fermantasyon Tekniği… Gıdalardaki karbonhidratları sindirmeye başlayan bakteri ve maya gibi mikroorganizmalar sayesinde oluşan doğal bir süreç olduğunu söyleyebiliriz. Gıdaların muhafazasında uzun yıllardır kullanılan eski bir yöntem olan fermantasyon, bazı tahıllar ve baklagiller için oldukça etkili bir yöntemdir. Önceden ıslatılmış kahverengi fasulyeler üzerinde yapılan bir araştırma, 48 saat boyunca fermente edildiğinde fasulyelerin fitat içeriğinde ˆ’lik bir azalma olduğunu göstermiştir.

Pişirme Tekniği… Yapılan bir çalışmada yaklaşık 1,5 saat haşlanmış bezelyenin proteaz inhibitörlerini p, lektinleri y ve tahılları i oranında azalttığı gözlemlendi. Yeşil yapraklı sebzelerin pişirilmesi sonucunda kalsiyum oksalat oranının  ile ‡ arasında azaldığı tespit edilmiştir. Antinutrient içeren gıdaların pişirme süreleri, gıda işleme tesislerine ve hazırlama yöntemlerine bağlı olarak değişebilir. Kaynatma, lektinler, tanenler, proteaz inhibitörleri ve kalsiyum oksalatlarda ciddi azalmalara neden olduğu bilindiği için en sık kullanılan yöntemlerden biridir.